Erkan Oğur ve İ. Hakkı Demircioğlu'ndan
ikinci albüm
Bize insanı arattınız!
Erkan Oğur, halk müziğinde yeni bir
ekölün öncüsü. İsmail Hakkı Demircioğlu, Karadeniz'de hüznün de varolduğunu
kanıtlayan bir usta yorumcu. İkilinin yeni albümü "Anadolu Beşik," etkileyici
vokal ve düzenlemelerle geçmişin hazinesini bugüne taşıyor.
Erkan Oğur adı, bugüne kadar çok
farklı müziklerde birleştirici rol oynayan bir perdesiz gitar tınısını
çağrıştırdı. O, birçok yıldızın arayıp da bulamadığı Anadolu efektini,
kendi geliştirdiği enstrümanından çıkaran bir usta yorumcu. Mazhar-Fuat-Özkan'ın
ünlü "Güllerin İçinden"iyle başlayan piyasa macerasını, Sezen Aksu'dan
Bülent Ortaçgil'e birçok sanatçıya eşlik ederek sürdürdü. Bu arada, engin
Türk müziği deneyimini Anadolu'nun zenginliklerine özgün yorumlar getirerek,
gittikçe genişleyen hayran kitlesiyle paylaşmayı da ihmal etmedi.
Almanya'da yayımladığı "Fretless"in
gözden geçirilmiş hali "Bir Ömürlük Misafir," "Eşkıya" filminin müzikleri,
İsmail Hakkı Demircioğlu ile 1998'de yaptığı "Gülün Kokusu Vardı" albümü
ve geçen yıl yayımlanan tasavvufi enstrümantal albüm "Hiç," piyasadaki
yüzlerce türkü kasedinden ayrıntılarıyla, incelikleriyle ayrıldı.
Erkan Oğur artık hem kendi enstrümanını
icat edip hem de kusursuz icra tekniklerini sergileyebilecek nitelikte
bir müzisyen olarak anılmıyor sadece. O aynı zamanda türkülere hakettiği
ağırbaşlı havayı iade eden, yarattığı farklı tınılarla onları yeni müzik
anlayışına yaklaştıran bir usta, halk müziğinde yeni bir ekolün öncüsü
olarak kabul görüyor. Kalan Müzik'in İnternet sitesine gelen bir dinleyici
notu, Erkan Oğur'u bütün süslü cümlelerden daha güzel anlatıyor: "Şurda
sanal sanal yaşıyorduk, ne vardı bu kadar gönülden söyleyecek. Bize insanı
arattın."
"Anadolu harmanı"
Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu'nun
ikinci albümü "Anadolu Beşik"te yine ağırlıklı olarak Doğu bölgesinin tınıları
hâkim. Kul Hüseyin'in pek bilinmeyen nefes'i "Zamanede Bir Hal," Pir Sultan
Abdal'dan "Karşıda Görünen Ne Güzel Yayla," Erkan Oğur'un yanık sesine
pek yaraşan Elazığ yöresi türküsü "Bir Şuh -i Sitemkâr," Kul Ahmet'ten
"Seher Yeli" gibi örneklerle albüm, geçmişin mucizesinin bugüne taşındığı
bir mücevhere dönüşüyor.
"Anadolu Beşik"te sadece Doğu bölgelerinden
örnekler yer almıyor. Selanik türküsü "Bülbülüm Altın Kafeste" ve İsmail
Hakkı Demircioğlu'nun tüyleri diken diken eden yorumuyla söylediği Karadeniz
türküsü "Oy Benim Sevduceğum" da ilginç örneklerden. İkilinin ilk albümünde
de dikkat çeken bir durum; bazı türküleri öğretiyor, bazıları hüzünlendiriyor,
hatta bazıları gülümsetiyor bile. Fakat sıra Karadeniz türküsüne gelince
iliklerinize işlediğini farkediyorsunuz. Bu da tabii İsmail Hakkı Demircioğlu'nun
Karadenizli olmasından kaynaklanıyor.
"Anadolu Beşik"te, "Hiç" albümünde
enstrümantal olarak yer alan Muhy - i'nin "Zahit Bizi Tan Eyleme" adlı
nefesi, vokal ağırlıklı bir yorumla tekrarlanmış. Albüm genelinde de 8
- 10 sese varan güçlü bir vokal armonisi mevcut. Bu etkileyici vokal denemeleri,
özellikle İbrahim Hakkı Dede'ye ait "Can Ellerinden Gelmişem" türküsünde
doruğa ulaşıyor. Zaten albümün bukletinde türküye "Saf nefesim yol gösterene
olsun" notu düşülmüş.Albüm belki de Türk Halk Müziği tarihinin en keskin
dilli türküsüyle sona eriyor. Kazak Abdal'a ait türkü, bir dönem Keloğlan
filmleriyle özdeşleşerek eğlencelik hâle gelen, hepimizin yakından bildiği
"Eşeği Saldım Çayıra." Türküyü yeniden hatırlatarak ona hakettiği protest
kimliği iade eden ikiliye teşekkürü bir borç biliyoruz.İkilinin ikinci
albümü, Türk Halk Müziği'ni dünya müziği standartlarına taşıyan çalışmalardan
biri olarak koleksiyonların baş köşesine oturacak kalitede bir yapım. Erkan
Oğur'un her zaman destek verdiği Yavuz Özkan, Birol Topaloğlu, Yarkın gibi
araştırmacı ekiplerin takip ettiği, bizce "Erkan Oğur ekolü" olarak tanımlanabilecek
bir Türk Halk Müziği anlayışının son incisi bu. Erkan Oğur böyle bir ekolün
olmadığını, yaptıklarının "Anadolu harmanı" olduğunu söylese de.Anadolu
Beşik / Kalan Müzik
MURAT TUNALI
|